İmparator’luğun Tasfiyesi’nden Günümüze Eğitim Girivesi

17. yüzyıldan sonra Osmanlı imparatorluğu ne yazık ki çöküşe geçmişti. Tabiri caizse gemi artık su almaya başlamıştı. Zamanın aydınları ve idari amirleri bu sorun için çeşitli çözümler üretmeye çalışsa da sadece mevcut durumu daha da giriveye sokmuştu. Hüsranlarla dolu çözüm önerileri ve müeyyidelerinin ardından nihayet hasta adama doğru teşhisi koyabilmişlerdi. “Eğitim

İmparatorluğun o şatafatlı dönemleri ne yazık ki sönmüş, batının ilmi ve biliminin gölgesinde kalmıştı. Zira batı uygarlıkları sanayi devriminin ardından iyi bir endüstriyelleşme, coğrafi sömürülerden de hatırı sayılır bir hazine elde etmişti. Sorunu bulduk, şimdi çözüm bulmalıyız diyerek işe koyuldu zamanın devletlileri. Raporlara ise şunlar yansıdı “zaten batı ilim ve bilimde bizim önümüzde. En iyisi batının uyguladığı eğitim ve ilim programını uygulayalım.” Sadece bununla da kalmadık içtimai hayatın her alanında batılı olalım, uygar olalım(!) diye kendi kültür ve geleneklerimizden tavizler vermeye başladık. O zamanlar batının ilminin ve kültürünün aynı nehrin iki farklı kolu olduğunu idrak edemedik.

Tamamen batılı tarzda eğitim vererek Ahmetleri, Ayşeleri; Hanslara, Elizabethlere dönüştürerek kendi gövdemize kibrit suyu döktük. Teşhisi doğru koymuştuk ama tedavi şekli hasta adamı acı bir şekilde öldürmüştü. Belki eğitimde son model batılı araç ve gereçler kullandık ama geleceğimizin teminatı ve hazinesi olan gençlerimizi kendi misyon ve vizyonlarımıza düşman ettik. Bu gençler gaflete düşerek imparatorluğu idrak etmeden dış mihrakların idaresine bırakmıştı. Daha sonra imparatorluk bir cihan harbi ve bir istiklal harbi verdi ama artık vadesi dolmuştu.

Cumhuriyet Rejimi

Yerine cumhuriyet rejimi kuruldu. İyi hoş cumhuriyeti kurduk da tarihimizi sadece cumhuriyetten ibaret sanıp yüzlerce yılı, anlı şanlı geçmişi tozlu raflara hapsetmek yani cumhuriyetten öncesini yok saymak yapılan ilk yanlış adımdı. Zira istikbal köklerimizdedir. Eğitim için yapılan atılımlar ne yazık ki bizleri mankurtlaştırmıştı. O zamanın yetkilileri bir gecede bütün âlimleri cahil yapacak bir harf devrimi yapmıştı. Amaç modern eğitim… Ne yazık ki başına milli ibaresi konulan her kanunun bizlerin milli benliğini temsil edeceğini zannettik. Bu devirde yetişen nesil yapılan eğitim hareketleri ile yeni rejimin korkuluğu konumuna gelmişti. Zira siyasi rant için halka altı ok ve getirileri zerk edilmeye çalışılıyordu.

1947 yılında ABD ile imzalanan Fulbright Anlaşması ile eğitimimizi ABD güdümünde tuttular.  Daha sonra 45 günde üniversite mezunu yapıp yeni milisler yetiştirecek milisler yetiştirdiler. Eğitim adına zerre bir şey öğrenmeyen bu milisler sadece slogan atabiliyordu. Böylece bir devir daha eğitimden mahrum kaldı. Ardından bu sorunu ortadan kaldırmak için dış mihrakların tasarladığı darbeyi gerçekleştirdiler. Ve sorunu halletmiş oldular(!).

 Ama bu sefer CIA ve FBI ajanlığı yapan, resmi masonluk belgesi bulunan FETÖ devreye girmişti. O zamanlar dine kin besleyen bir zihniyet olduğu için muhafazakâr kesim dini sömüren FETÖ’ nün okullarına temayül etti. FETÖ ülkenin dört bir yanında okulların yanı sıra dünyanın birçok yerinde okullar açarak faaliyet gösteriyordu. Ülkemizdeki zeki ama fakir çocukları alıp kendi milisleri haline getirmişti. Cemaatine bir taraf olanı da bertaraf etme politikası izliyordu. Sınavlarda sorular çalındı, çeşitli haksızlıklar ve desiseler ile kendi taraftarlarını mülakatlarda seçtirdi.

Dini duyguları sömüren bu Paralel Devlet Yapılanması bizim çocuklarımızı öyle zehirlemişti ki, bir gecede kendi milletinin parasıyla alınmış silahları millete doğrultacak kadar gözleri dönmüştü. Milli benliğe aykırı yetişen bir nesil daha ortaya çıktı ne yazık ki. Ama o sıcak gece de milletin benliği onların zehirli beyinlerine tahakküm kurdu ve dersini verdi.

Bu zamana kadar türlü planlar ve desiseler doğrultusunda vatanın evlatlarını gafil ve cahil eylediler. Eğitim bu noktada bizler için çok önemli çünkü milli benliğinin ve geçmişinin şuurunda olmayan bir fert vatana ve milletine yarar sağlamaz.

Unutmamalıyız ki; eğitimde fiziki ve maddi imkanlardan daha mühim olan husus müfredat ve maneviyattır.

                                                                                                               Yusuf SEZER 

4 thoughts on “İmparator’luğun Tasfiyesi’nden Günümüze Eğitim Girivesi

  1. Çok güzel ve insanların dikkate alması gerektiği bir yazı sunmuşsunuz. Teşşekür ederiz <3

  2. Bazı şeylerin millileştirilmesi ve bunun da devlet politikası haline getirilmesi gerekli. Bunların başında da eğitim gelmeli. Çünki eğitim millileşmez ise diğer alanlarda yapılan milli atılımlar da başarılı olamayacaktır. Burada sadece başına milli kelimesi eklenmesi değil gerçekten milli kelimesinin içinin doldurulması lazım. İlk ders milli ne demek 🙂

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir