AZERBAYCAN’IN HAK DAVASI: “KARABAĞ”

21. yy ‘da zuhur eden en çetrefilli hususlardan biride şüphesiz ki Azerbaycan ve Ermenistan arasında tebarüz eden Dağlık Karabağ sorunudur.

Bu aslında Azerbaycan’ın hakkını aradığı ve kırmızı çizgim diye adlandırdığı müşkül bir vaziyettir.

Nitekim Ermenistan gayri meşru yollara temayül ederek insani hakları ihlal edip menfi politika gütmüştür.

Zaman zaman bu derdiser nüksedip dünya gündeminde de önemli bir mevki tutmaktadır.

Ne yazık ki bugün bir kez daha Ermenistan bir devlete yakışmayacak “haşarı çocuk” rolüne bürünerek haddini aştı. Azerbaycan’ın sivil yerleşim bölgelerine saldırıda bulunarak insanlarımızın bilinçli bir şekilde ölmesine sebebiyet vermiştir.

Lakin Azerbaycan yönetimi gerekli muameleyi behemehal suretle tatbik etmiştir.

Bu noktada Karabağ sorunu yeniden hatırlamakta fayda var.

Karabağ Azerbaycan’daki Kür ve Aras Irmakları ile şuan da Ermenistan sınırları içerisinde yer alan Gökçe Gölü arasında bulunmaktadır. Ayıca coğrafi yapısı hasebiyle civar ülkeler için jeopolitik bir öneme de sahip.

Karabağ sorunu ilk olarak Sovyet Rusya’nın sekerat vaktine denk gelmekte. Ermeniler aşikar olunduğu üzere Karabağ’da hak iddia edip gerekçe olarak da nüfusun çoğunluğunun Ermeni olduğunu ileri sürmüş.

Nüfus baz alındığında doğru söylediklerini düşünebilirsiniz ama işin aslı Sovyetlerin izlediği politikadan ibaret. Rusya’nın faaliyete geçirdiği Kafkas politikası Ermenileri mihenk taşı olarak görüyor. Aralarındaki bu karabet tabi ki arzu ve çıkarlar doğrultusunda paralel olarak ilerliyor.

Bir başka deyişle, Müslüman bir devletin otoriter konumda yer almasına mani olmak maksadıyla düşman kuvvet besliyor.

Ermenistan’ın nüfus yoğunluğuna karşılık Azerbaycan ise tarihi bağına binaenaleyh Karabağ’ı ata toprağı olarak muhafaza ediyor.

Bu anlaşmazlığa müteakip çeşitli çatışmalar ve Ermenilerin Müslümanları katletmesi olmuştur.

Ruslar ve Ermeniler gayri insani yöntemlerle Azerbaycan’daki insanları çeşitli muamelelere tabi tutuyordu.

Ermenilerin ardında Ruslar, Fransızlar … dursa da İran aba altından Azerbaycan’ın kuyusunu kazarak menfi planlar tahayyül etmekteydi.

İran Ermenistan’ı maddi destekle kuvvetlendirip Azerbaycan’ın karşısına çıkarıyordu.

Hocalı, Fuzuli, Hankenti, Laçin, (Dağlık Karabağ bölgesi) Ermeni işgalciler tarafından ele geçirildi.

Aynı yıl sözde beynelmilel kuruluşlar Azerbaycan’ın lehinde karar alsalar da üç maymunu oynamaya devam ettiler.

Günümüzdeki manzara da ise işgal edilmiş bir Karabağ olduğunu görürüz.

Açıkçası bu ve buna benzer saldırılar ve tehditler nazarımda aleni bir şekilde Haçlı kuşatmasıdır.

Zira yakın zamanda olan vakalara baktığımızda aynı hareketlerin Türkiye ve Pakistan’a da yapıldığını göreceğiz.

Haç gölgesi altında birleşen bir güruha karşı Müslümanların İslam’ın nuru altında birleşememesi çok elim verici.

“Unutmamalıyız ki ihtilafa düşen iktidardan da düşer.”

Lakin şu an tüm batıl erklere Türkiye önderliğinde Azerbaycan ve Pakistan göğüs germekte. Bu vaziyet ise az da olsa mücadele azmimizi zahir etmekte.

BU AKIL KİMİN AKLI?

Daha önce de ifade ettiğim üzere Cihat hareketine mani olmak maksadıyla bir haçlı kuşatmasına maruz kalmaktayız.

Bu makus talihi yenmek içi harici güçlerle mücadele etmemiz kati suretle yeterli değil çünkü elmayı yalnız içindeki kurt sisince yeme fırsatına sahiptir. Buna istinaden içimizdeki “mankurtlar” her daim arkadan vurma cüretine güç yetirmekte.

Bir zatın ; “Bizim SİHA’larımızın Azerbaycan’da ne işi var!” demesi yakındır.

Mesele ümmetin bekası ama ne hazindir ki anlayan adam yok nerdeyse.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın Aliyev’in güzel bir lafı var; “Bizim davamız Hak!”

Onların davası da BATIL!

***

21. Yy’in haçlı seferleri İslam’ın Cihat hareketine bent çekmek gayesiyle hat safhaya ulaştı.

Yunanistan, Ermenistan… sadece maşa,

ABD, Rusya, Fransa, İngiltere… sadece o maşayı tutan kanlı el,

Peki bunları yöneten akıl kimin aklı?

YUSUF SEZER

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir